Çeşme Tanıtım    Sakız    Eşek Adası    Çeşme Müzesi    Tanıtım Videosu
 

Çeşme Tanıtım


 
   Çeşme’de Roma-Bizans, Selçuklu, Emir Çaka Bey ve Osmanlı dönemlerine ait bir çok tarihi eser ve bölge yer alır.

Karaköy Antik Yerleşim Alanı:
Alaçatı’nın doğusu, Nohutalan’ın güneybatısında, Zeytineli’nin kuzeybatısındaki bölgede, Taşlı tepe ve Tangur Tungur sırtında yer alır. Eteklerindeki zeytinlik alanda Roma-Bizans dönemi seramik parçalarına raslanmış ayrıca zeytin işlikleri ve yapı kalıntıları bulunmuştur.

Köprü:
İzmir-Çeşme Otoyulu’nun 71-72. km.leri arasında Osmanlı dönemine ait olduğu düşünülen köprü küçük düzensiz taşlardan örülmüştür. Kemer kısımları düzgün yontulmuş taşlardandır. Köprünün yaklaşık 500 m. Batısında iki gözlü köprü ayağı yer alır.
Reisdere Antik Yerleşim Alanı:
Çeşme’nin kuzeydoğusunda Reisdere Köyü’nün güneyindedir. Hırsız tepenin güneybatı yamaçları ve karşısındaki tepelerde kaçak kazı sonucu oyulmuş taş sanduka tipi mezarlar saptanmıştır.
Kalemburnu:
2. derece arkeolojik sit alan ilan edilmiştir. İonia’nın  önemli yerleşim alanlarından biridir. Bir çok bilimsel araştırma yapılmış, yüzeyde Bizans dönemlerine ait seramik parçaları, yarımadanın kuzeyinde tahrip edilmiş duvar kalıntıları bulunmuştur.

 
Erythrai:
Arkeolojik açıdan büyük değer taşıyan Erythrai MÖ. 7 ve 8.yüzyıllarda altın çağlarını yaşamıştır. Çeşme’nin 22 km. kuzeydoğusunda, kenarında Ildırı köyünün bulunduğu antik köydedir. Tunç Çağı’na dek bulgulara rastlanan Erythrai Çeşme’nin simgelerinden biri olmuştur.
Dalyan ve Baba koyları:
Dalyan ve Baba Koyu (Aya Yorgi 1. ve 2. derece arkeolojik sit alandır. Klasik Roma ve Osmanlı dönemlerine ait seramik parçalar bulunmuştur. Koyun kuzeyinde denizin içinde iri, düzgün  blok taşlar bulunmuştur.
Çeşme Kalesi:
1508 yılında Osmanlı Padişahı 2. Beyazıt’ın yaptırdığı kale Çeşme’nin en önemli tarihsel mirası olarak bilinir. Osmanlı Mimarisi’nin tüm özelliklerini taşır. Önünde, Rusya’ya karşı Çeşme Savaşı’nı da yöneten 1770’de Kaptan-I Derya’lığa getirilen Cezayirli Hasan Paşa Heykeli yer alır. 1975’te yaptırılan heykel kale ile birlikte Çeşme’nin sembolleri arasındadır.
Haralambos Kilisesi:
Yapılış tarihinin 19. yy. olduğu sanılmaktadır. Çeşme kent merkezindeki yapı bazilikal planlı, üç nefli ve iki katlıdır. Bugün kültür merkezi olarak işlevini sürdürmektedir. Ayios Konstantinos Kilisesi:
Alaçatı’dadır. 1874’te inşa edilmiş ve sonradan camiye dönüştürülerek Pazar Yeri Camii adını almıştır. Yapımında yığma moloz taş tekniği kullanılmıştır.
Ayios Konstantinos Kilisesi:
Alaçatı’dadır. 1874’te inşa edilmiş ve sonradan camiye dönüştürülerek Pazar Yeri Camii adını almıştır. Yapımında yığma moloz taş tekniği kullanılmıştır.
Yeldeğirmenleri:
Günümüze ancak birkaç tane kalmıştır. Bunlardan bazıları Alaçatı’da restore edilerek, restoran ve kafe olarak kullanılmaktadır.
Cestob.com Bezza Küçük Yahudi’nin Dükkanı:
Yapım tarihinın 19. yy. sonları olduğu sanılmaktadır. Moloz taştan yığma tekniği ile inşa edilmiş olan bu dükkan, andezit kesme taşlar ve zarif gotik cephe işçiliği ile hemen dikkati çeker. Dönemin ince zevkini ve zenginliğini yansıtır. Ayrıca orjinalitesi korunan demir pencere, kapı ve sundurma elemanları binayı bir kat daha çekici kılar.
Arap Baba Türbesi:
18. yy’a ait olan Arap Baba Türbesi altıgen planla, kesme taştan açık mezar olarak inşa edilmiştir. Tipik bir Osmanlı eseridir.
Çeşme Kalesi
1508 yılında Osmanlı Padişahı 2. Beyazıt tarafından yaptırılan  Kale,  Osmanlı mimarisinin tüm özelliklerini taşımaktadır. Kalenin önünde Kaptan-ı Derya Cezayirli Hasan Paşa´ nın aslanlı heykeli bulunmaktadır. Güney kapısı ise görkemli bir görünüşe sahiptir. Mimar Ahmetoğlu Mehmet tarafından dikdörtgen plana uyularak inşa edilen kalenin üç yanı hendek ile çevrilmiştir. O dönemlerde denize sıfır olan batı duvarı, sonraki yıllarda denizin doldurulması ile bugünkü konumuna ulaşmıştır. Dış kale hendekler dışında iki sur ile korunmuştur. Girişi ve çıkışında iki kapısı bulunan avlulu bölümden iç kaleye geçilir. İç kale birbirine kapı ile bağlanan iki avlu şeklinde inşa edilmiştir. Kalenin dördü yuvarlak, ikisi dikdörtgen olmak üzere 6 kulesi bulunur. 50 bölümden oluşan kale uzun bir süre Osmanlı Donanması’na üs görevini üstlenmiştir.
Çeşme Müzesi’ni gezmeyi  unutmayın
Çeşme Kalesi, daha çok Erythrai,Çeşme ilçe merkezi Alaçatı ve Kalemburnu yöresinden çıkan eserlerin sergilendiği Çeşme Arkeoloji Müzesi’ni de barındırır. Müzede 320 adet arkeolojik, 126 adet etnografik eser ile 31 adet sikke, olmak üzere toplam 477 adet eser teşhir edilmektedir. Ziyaret, pazartesi hariç her gün 08.30-12.00/13.00-17.00  saatleri arasındadır. (Müze Tel: 0.232.712 66 09)
Kervansaray
1528 yılında Kanuni Sultan Süleyman tarafından yaptırılan Kervansaray iki katlıdır. Bir benzeri de Kuşadası´nda (Öküz Mehmet Paşa Kervansarayı) bulunan yapının mimarı Ali Pabuççu’nun oğlu Ömer’dir. Planı "U" biçimindeki yapının ortasında geniş bir avlu yer alır. Bu avlunun çevresinde de dükkan, depo ve odalar yer almaktadır. Bir veya birkaç merdivenle birinci kata çıkılır, burası da biçim bakımından zemin katına benzer. Dönemin yolcuları özellikle yabancı tüccarlardır. Bunlar oralarda ya hayvanlarıyla geceyi geçirebilecekleri bir konut veya şehirlerde mallarını koyacak ve satacak bir yer bulurlardı. Bu tarihi yapı bugün 45 odalı bir otel olarak hizmet vermektedir. Hediyelik eşyaları deri giysileri ve kaliteli halılarıyla alışveriş imkanları sunar. Geceleri özellikle restoranlar, barlar ve diskolar etrafında canlı, neşeli bir atmosfer bulunur.
Cestob.com Çeşme’nin çeşmeleri
Çeşme´nin tipik Ege mimarisi özelliklerine sahip pek çok yapısının yanısıra, adını aldığı Osmanlı dönemi çeşmeleri de, bu mimari zenginliğe ayrı bir değer kazandırır. Sokaklara çeşme yaptırmak yıllardır Anadolu’nun en önemli ve eski geleneklerindendir. Çeşmeyi yaptıran hem kuşaklar boyu adını yaşatmak, bunu yaparken de insanları Ege’nin sıcağında  serinlemelerini sağlayarak onlara bir iyilik yapmayı, sevap işlemeyi amaç edinmiştir.
   Çeşme´nin tipik Ege mimarisin özelliklerinin, ilk bakışta göze çarptığı ve Türk kültürüyle birleşerek ayrı ayrı güzellikler sergilediği 16 çeşmesi vardır.
Çeşme’nin camileri
Çeşme’de 19.yüzyıla ait camilerin hemen hemen tümü birbirine benzer. Halen ibadete açık olan camiler vardır. Hacı Memiş Ağa Camii, Hacı Mehmet Ağa Camii, Osman Ağa Camii, Alaçatı Memiş Ağa Camii .
Çeşmeköy
Eski Camii" olarak da anılan yer, Çeşme ilçe merkezinin 2 Km. güneyindedir. Bizans egemenliği sırasında 1. Kılıç Arslan`ın kayınpederi Emir Çaka, yarımadayı ele geçirince, 1081 yıllarından Çeşme`ye gelmiş ve Oğuz Boylarından gelen Türkleri bu merkeze yerleştirmiştir. Halen bir cami kalıntısı ve geniş mezarlığıyla 11. Yüzyıl Türk yerleşmelerine ait en ilginç örneklerden birisidir.
Erythrai (Ildırı)
Kent merkezinin 20 km. kuzey doğusunda yer alan Ildırı köyünün antik dönemdeki adı Erythrai’dir. Erythrai sözcüğünün Yunanca’da "kırmızı" anlamına gelen Erythros’tan türediği, kent toprağının kırmızı renginden dolayı Erythra’nin "Kızıl Kent" anlamında kullanıldığı sanılmaktadır. Bir başka varsayıma göre ise kent adını ilk kurucu Giritli Rhadamanthes’in oğlu Erythros’tan almıştır. Kentte ele geçen bulgular, bu yörede ilk Tunç Çağı’ndan buyana yerleşimin olduğunu göstermiştir. İlkönce M.Ö. 3.yy. sonlarında yapıldığı sanılan akrapolün kuzey yamaçlarındaki antik tiyatro toprak altından çıkarıldı. Akrapol´ün en yüksek düzlüğünde yapılan araştırmalarda da Athena tapınağına ait kalıntılar bulundu. Tapınağa ait mimari elemanlara  raslanamamasına karşın, Arkaik devrin altın, fildişi ve bronz eserlerine rastlanması bulguları doğrular. Şehrin etrafının 5 km.uzunluğunda surla çevrili olduğu da anlaşılmıştır. Tiyatro kısmen açığa çıkarıldı ve restorasyon çalışmaları yarım kaldı.
   Araştırmalarda akrapolde M.Ö.6. ve 7.yy´dan kalma çanak, çömlek, taş ve topraktan figürler bulundu. Bunlar Erythrai şehrinin en eski tarihi buluntuları olarak yer aldı.Antik kaynaklarda Agora’da altın çelenkli bir artemis heykeli bulunduğu rivayet edilir. Ayrıca halen izine rastlanmayan bir de Gymnassium’dan söz edilir.
Erythrai Efsanesi:
Efseneye göre Tanrı Herakles’i betimleyen bir heykel, Fenike’deki Tyros kentinden bir sal üzerine bırakılır. Sal denizleri aşarak İona kıyılarına kadar gelir ve Chios (Sakız) adası ile Erythrai arasındaki Mesate Burnu (Topburnu) ‘nda karaya vurur. Chios’lular ve Erythrai’liler heykeli kentlerine taşıyabilmek için her türlü çareyi denerler, ama başarılı olamazlar. Heykel bir türlü yerinden kıpırdamaz. Erythrai’li kör bir balıkçı kadınların saçlarını kesmelerin bu saçlardan erkeklerin yapacağı bir halatla heykelin çıkarılabileceğini söyler. Ancak başta soylu kadınlar kimse ona inanmaz. Sonunda Thrak asıllı  bir köle balıkçının dediğini yapar kadınların saçlarından yapılan halatla heykeli çıkarır. Birden kör balıkçının gözleri de açılır. Herakles heykeli için kentte kutsal bir yer yapılır ve Thrak kadınları dışındakilerin girmesi yasaklanır. Çeşme Müzesi’nde Erythrai’den çıkarılan sikkeleri görürseniz tapınağın ve heykelin tasvirlerine dikkatlice bakarsınız, bu efsanenin doğruluğuna sizler de inanacaksınız.
Cbyl Efsanesi:
Erythrai’li kadın kahin Cybl’e ait efsane de eski çağlardan günümüze değin söylenir durur. Cybl’in Korykos Dağı’nda doğduğu ve kendisine Tanrılar tarafından ilham ve kahenet gücü bağışlanmıştır. Babası bir ölümlü, annesi ise dağlarda, kırlarda, ormanlarda, çeşmelerin kaynakların başında, nehirlerde yaşadıkları sanılan peri kızları yani Nympha’lardan biriymiş. Nympha doğar doğmaz onu kahinliğe başlatmış. Cbyl’in ağzından dökülen sözcükler hep dizeler halindeymiş. Efsaneye göre Cbyl her biri 110 yıl süren 9 insan ömrü yaşamış. (Sibyl´i Cumae´de kendi gözlerimle gördüm cam bir kavanoz içinde yaşıyordu, oğlanlar sorunca, "Sibyl ne oldu?" yanıtı hep şuydu, "Ölümü özlüyorum."Petronius´dan Satiricon, Bölüm 48’de böyle yer alır Cybl’in öyküsü. Cbyl’i bu kadar uzun yaşatan sır neydi acaba? Çeşme’ye gelin, termal sularıyla, iklimiyle, rüzgarıyla tanışın sizler de bu sırrın farkına varacaksınız.
Cestob.com Çeşme Evleri
Tarihsel ve kültürel mirasımızın en önemli parçalarından biri olan Çeşme Evleri çoğunlukla 19.yy’da yapılmıştır. Osmanlılar’ın Ege kıyılarında oluşturduğu karma mimarinin özelliklerini yansıtır. Aynı tür evlere başta Sakız Adası olmak üzere tüm Ege’de rastlanır. Türkler ve Rumlar’ın birada yaşamaları ve bu evler inşa edilirken ortak çalışmış olmaları yapıların biçimini dolasıyla etkilemiştir. Bu yüzden Çeşme Evleri klasik Türk evlerinden ayrılır.
   Çeşme evleri ön bahçesiz ve bitişik düzendedir. Kapılar doğrudan yola açılır. İlk kat odalarında sokağa bakan kepenkli pencelere bulunur. Çeşme evleri’nin en önemli özelliklerinden biri de sıvalarıdır. Sgraffito denilen sıva tekniğinde iki ya da daha çok renkte sıva üst üste uygulanır ve kat kat kazılarak desenler oluşturulur. Evlerin çatı şekilleri üçgen alınlıklar biçimindedir.
 
  »Geri
İZMİR
  Alış Satış
1.9179 1.9272
1.5033 1.5106
 
Bugün: 16 Toplam: 120852

 

  Web Tasarım Algoritma