Çeşme’nin çeşmeleri
Çeşme´nin tipik Ege mimarisi özelliklerine sahip pek çok yapısının yanısıra, adını aldığı Osmanlı dönemi çeşmeleri de, bu mimari zenginliğe ayrı bir değer kazandırır. Sokaklara çeşme yaptırmak yıllardır Anadolu’nun en önemli ve eski geleneklerindendir. Çeşmeyi yaptıran hem kuşaklar boyu adını yaşatmak, bunu yaparken de insanları Ege’nin sıcağında serinlemelerini sağlayarak onlara bir iyilik yapmayı, sevap işlemeyi amaç edinmiştir.
Çeşme´nin tipik Ege mimarisin özelliklerinin, ilk bakışta göze çarptığı ve Türk kültürüyle birleşerek ayrı ayrı güzellikler sergilediği 16 çeşmesi vardır.
Çeşme’nin camileri
Çeşme’de 19.yüzyıla ait camilerin hemen hemen tümü birbirine benzer. Halen ibadete açık olan camiler vardır. Hacı Memiş Ağa Camii, Hacı Mehmet Ağa Camii, Osman Ağa Camii, Alaçatı Memiş Ağa Camii .
Çeşmeköy
Eski Camii" olarak da anılan yer, Çeşme ilçe merkezinin 2 Km. güneyindedir. Bizans egemenliği sırasında 1. Kılıç Arslan`ın kayınpederi Emir Çaka, yarımadayı ele geçirince, 1081 yıllarından Çeşme`ye gelmiş ve Oğuz Boylarından gelen Türkleri bu merkeze yerleştirmiştir. Halen bir cami kalıntısı ve geniş mezarlığıyla 11. Yüzyıl Türk yerleşmelerine ait en ilginç örneklerden birisidir.
Erythrai (Ildırı)
Kent merkezinin 20 km. kuzey doğusunda yer alan Ildırı köyünün antik dönemdeki adı Erythrai’dir. Erythrai sözcüğünün Yunanca’da "kırmızı" anlamına gelen Erythros’tan türediği, kent toprağının kırmızı renginden dolayı Erythra’nin "Kızıl Kent" anlamında kullanıldığı sanılmaktadır. Bir başka varsayıma göre ise kent adını ilk kurucu Giritli Rhadamanthes’in oğlu Erythros’tan almıştır. Kentte ele geçen bulgular, bu yörede ilk Tunç Çağı’ndan buyana yerleşimin olduğunu göstermiştir. İlkönce M.Ö. 3.yy. sonlarında yapıldığı sanılan akrapolün kuzey yamaçlarındaki antik tiyatro toprak altından çıkarıldı. Akrapol´ün en yüksek düzlüğünde yapılan araştırmalarda da Athena tapınağına ait kalıntılar bulundu. Tapınağa ait mimari elemanlara raslanamamasına karşın, Arkaik devrin altın, fildişi ve bronz eserlerine rastlanması bulguları doğrular. Şehrin etrafının 5 km.uzunluğunda surla çevrili olduğu da anlaşılmıştır. Tiyatro kısmen açığa çıkarıldı ve restorasyon çalışmaları yarım kaldı.
Araştırmalarda akrapolde M.Ö.6. ve 7.yy´dan kalma çanak, çömlek, taş ve topraktan figürler bulundu. Bunlar Erythrai şehrinin en eski tarihi buluntuları olarak yer aldı.Antik kaynaklarda Agora’da altın çelenkli bir artemis heykeli bulunduğu rivayet edilir. Ayrıca halen izine rastlanmayan bir de Gymnassium’dan söz edilir.
Erythrai Efsanesi:
Efseneye göre Tanrı Herakles’i betimleyen bir heykel, Fenike’deki Tyros kentinden bir sal üzerine bırakılır. Sal denizleri aşarak İona kıyılarına kadar gelir ve Chios (Sakız) adası ile Erythrai arasındaki Mesate Burnu (Topburnu) ‘nda karaya vurur. Chios’lular ve Erythrai’liler heykeli kentlerine taşıyabilmek için her türlü çareyi denerler, ama başarılı olamazlar. Heykel bir türlü yerinden kıpırdamaz. Erythrai’li kör bir balıkçı kadınların saçlarını kesmelerin bu saçlardan erkeklerin yapacağı bir halatla heykelin çıkarılabileceğini söyler. Ancak başta soylu kadınlar kimse ona inanmaz. Sonunda Thrak asıllı bir köle balıkçının dediğini yapar kadınların saçlarından yapılan halatla heykeli çıkarır. Birden kör balıkçının gözleri de açılır. Herakles heykeli için kentte kutsal bir yer yapılır ve Thrak kadınları dışındakilerin girmesi yasaklanır. Çeşme Müzesi’nde Erythrai’den çıkarılan sikkeleri görürseniz tapınağın ve heykelin tasvirlerine dikkatlice bakarsınız, bu efsanenin doğruluğuna sizler de inanacaksınız.
Cbyl Efsanesi:
Erythrai’li kadın kahin Cybl’e ait efsane de eski çağlardan günümüze değin söylenir durur. Cybl’in Korykos Dağı’nda doğduğu ve kendisine Tanrılar tarafından ilham ve kahenet gücü bağışlanmıştır. Babası bir ölümlü, annesi ise dağlarda, kırlarda, ormanlarda, çeşmelerin kaynakların başında, nehirlerde yaşadıkları sanılan peri kızları yani Nympha’lardan biriymiş. Nympha doğar doğmaz onu kahinliğe başlatmış. Cbyl’in ağzından dökülen sözcükler hep dizeler halindeymiş. Efsaneye göre Cbyl her biri 110 yıl süren 9 insan ömrü yaşamış. (Sibyl´i Cumae´de kendi gözlerimle gördüm cam bir kavanoz içinde yaşıyordu, oğlanlar sorunca, "Sibyl ne oldu?" yanıtı hep şuydu, "Ölümü özlüyorum."Petronius´dan Satiricon, Bölüm 48’de böyle yer alır Cybl’in öyküsü. Cbyl’i bu kadar uzun yaşatan sır neydi acaba? Çeşme’ye gelin, termal sularıyla, iklimiyle, rüzgarıyla tanışın sizler de bu sırrın farkına varacaksınız.